DOĞANIN DİLİNİ ÖĞRENİYORUZ.....
 

1977 yılında Tiflis’te yapılan Çevre Eğitimi Konferansı’nda başarılı bir doğa eğitiminin, “insanı, yaşadığı ortamın farkında olan, daha çok sorumluluk duyan, daha bilgili, daha deneyimli, daha tutumlu, daha becerikli ve daha katılımcı bir duruma taşıması gerektiği” vurgulanmıştır (UNESCO, 1977)

Bireyler ekosistemlerin işleyişi ve insan faaliyetlerinin bu sistemlerin devamlılığı konusundaki olumlu ve olumsuz etkilerini öğrendikçe doğayla ilgili daha sorumlu davranışlar geliştirmektedir. Doğa eğitiminin kısıtlı sürelerde de olsa bireylerin doğal süreçler konusunda bilgilenmelerini sağladığı, onların doğaya olan yatkınlıklarını arttırdığı, daha duyarlı ve bilinçli kıldığı ve daha bağımsız düşünen bireyler olmalarına katkıda bulunduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle, gelişmiş ülkelerde son yıllarda doğa eğitimini formal ve informal eğitim müfredatına dahil etme konusunda büyük bir istek vardır.

Yukarıda sayılan hedeflere erişilebilmesi için doğa eğitiminde katılımcılık, bütünsellik, sorgulayıcılık gibi  ilkelerin bulunması gerekmektedir.

Kalkınmış ülkelerde doğa eğitimi daha çok ilk ve orta okullardaki coğrafya ve biyoloji ağırlıklı Fen Bilimleri derslerinde işlenmektedir. Ekolojinin, canlılarla cansızlar arasındaki ve canlıların kendi aralarındaki ilişkileri ve etkileşimleri inceleyen bir sentez bilimi olduğu bilinmektedir. Doğal bir bölgeyi ziyaret edenlerin gözüne ilk çarpanlar yer şekilleri ve üzerindeki bitki örtüsü olmaktadır. Bunların ikisi birleşerek peyzajı oluşturmaktadır. Coğrafyanın, kayaçlarla iklim elemanları, toprak, bitki ve insan arasındaki ilişki ve etkileşimlerinin tümünü birden konu edinen senteze dönük araştırma yöntemleri, onu çevre eğitiminin merkezine yerleştirmektedir. Doğal çevrenin ikinci ana bileşeni olan biyoloji ise cansız denilen ortam üzerinde evrimleşen canlı varlıkları inceler. Biyolojik bir evrim sonucunda oluşan insan da yaklaşık 2.5 milyon yıldan bu yana doğa üzerinde etkinlikte bulunarak bu sentezin içerisinde yer almaktadır

Sunulan proje ile;Öğretim üyeleri ve uzmanlar ile farklı üniversitelerin farklı bölümlerinden gelen araştırma görevlileri ve MEB’na bağlı okullarında görev yapan öğretmenleri bozulmamış doğal ortamlar içinde bir araya  getirerek, disiplinler arası ilişki kurma, düşünme ve sorun çözme becerilerini geliştirmeye yönelik yaratıcı ve katılımcı bir eğitim programı geliştirmek,

Öğrencilerin, doğayı bir dersane ve laboratuar gibi algılayarak doğa-insan-toplum ilişkileri ile  bu ilişkilerde yaşanan problemleri anlama ve çözüm üretme becerilerini geliştirmelerine katkıda bulunmak, 

Katılımcılara “Doğa Koruma”  felsefesini aktararak, kendi konularında yapacakları araştırmalarda ekolojik yaklaşımı göz önünde tutmalarını sağlamak,

Bunun yanında kursa katılmış olanlara öncelikle ülkemizde önemli bir  doğal değer olan Amanos Dağlarını tanıtmaktır. Kendine özgü jeolojik ve iklimsel özellikleri; buzul çağından miras kalan, karadeniz iklim kuşağına ait bitki örtüsü ve sahip olduğu zengin biyolojik çeşitliliğiyle Önemli Bitki Alanı ve Önemli Kuş Alanı olan Amanos Dağları, aynı zamanda memeliler açısından da önemli bir alandır. Ayrıca Amanosların sadece doğu bölümündeki 35 derede palearktik kökenli çeşitli balık türleri yaşamaktadır. Amanos Dağları, tüm Akdeniz Bölgesi’nde bitki coğrafyası ve endemizm açısından özel bir yere sahip olup; 251’i Türkiye’ye endemik, toplam 1580 taksonu barındıran bir Önemli Bitki Alanı’dır. Büyük yükseklik farkları, değişken jeolojik yapı, çeşitli iklim özellikleri ve eşsiz fitocoğrafik pozisyonunun bir araya gelmesi, Amanos Dağları’nda çok sayıda nadir ve endemik türe sahip benzersiz bitki örtüsü tiplerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Kırk yıl kadar önce soyu tükendiği kabul edilen çizgili sırtlanların Hatay ili sınırlarındaki Altınözü ilçesinde yaşadığı yakın zamanda ortaya çıkmıştır. Ayrıca Amanos dağları WWF tarafından avrupadaki korunması gereken 100 sıcak noktadan birisi olarak belirlenmiştir.

Amanos Dağlarının temeli paleozoik kütleleri ile serpantinlerden oluşmaktadır. Üstte ise kretase kalkerleri egemendir. Dağ sıralarının kuzeybatı yamaçlarında genç fayların etkisiyle ortaya çıkmış dik basamaklar vardır. Hatay çöküntü alanı pliyosen sonlarında oluşmuştur. Bu alanın il merkezi ile Akdeniz arasında kalan bölümü pliyosende olmuş denizel marn, kum, kum taşı ve küçük taneli konglomeralarla kaplıdır. Dayanıksız serilerin altında genellikle üst kretase kalkerleriyle serpantinler bulunmaktadır.

Yukarıda bir kısım özellikleri belirtilen ülkemizin bu doğal değerine öncelikle ülkemiz insanlarının dikkatini çekmek ve akabinde bölgenin yüksek endemizme sahip flora ve faunası ile iklimsel ve jeolojik/jeomorfolojik  özelliklerinin ön plana çıkartılarak ekoturizme açılması çalışmalarının öncülüğünü yapmaktır.

2008 Yılındaki Projede her iki dönem ya da sadece bir dönem ders verecek olan öğretim elemanları ve ders konuları

Prof. Dr. Ali Demirsoy


Küresel ısınmaya jeo-biyolojik bir bakış

Doğanın peyzajı (çeşitliliğin temelleri), Türkiye’de bilim eksikliği ve bilim etiği sorunları, Türlerin Karşılıklı Etkileşimleri, Ekosistemler Zinciri İçinde Hayvanların Konumu,

Prof. Dr. Erdinç Yiğitbaş

Amanos dağları ve Hatay bölgesinin jeolojik - jeomorfolojik yapısı ve evrimi

Prof. Dr. C. Varol Tok

Sürüngen sistematiği ve biyolojisi, Türkiyenin zehirli yılanları, Türkiyenin önemli doğa alanları

Doç. Dr. Şükran Yalçın Özdilek

Derin Ekolojii- Samandağ sahillerinin evsahipleri; Yeşil Deniz Kaplumbağaları (Chelonia mydas)

Doç. Dr. Salih Uşun

Programdaki testlerinin hazırlanması ve değerlendirilmesi

Yrd. Doç. Dr. Yaşar Ergün

Doğada yaşamın temel kuralları, Doğaya saygı etikleri

Yrd. Doç. Dr. Mine Temiz

Ekosistemin yerel yaşam ve geleneksel mimari üzerindeki etkileri

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Atmaca

Göçmen kuşlar ve kuş gözlemi

Yrd. Doç. Dr. Hatice Pamir

Asi deltası arkeolojisi

Yrd. Doç. Dr. Ekrem Aktoklu

Bitkilerin dünyası, Amanos dağlarının florası ve Amanos dağlarında bitki çeşitliliğinin temelleri

Dr. Hikmet Yolcu

Ekolojiye kısa bir giriş ve Amanos Dağlarının bitki ekolojisi

Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kılıçoğlu,

Amik gölünün kurutuluş öyküsü

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Korkmaz

Kahramanmaraş-Hatay graben alanındaki sulak alanların dünü, bugünü ve geleceği

Yrd. Doç. Dr. Hasan Göksel Özdilek

Evsel atık yönetimi ve çevreye etkileri, Sınır aşan sınır çizen sular ve Asi örneği

Yrd. Doç. Dr. Nuray Ergün

Ağır metal kirliliğinin bitkilerdeki etkileri

Yrd. Doç. Dr. Erol Atay

Yaşamımızdaki böcekler

Dr. Tolga Kankılıç

Amanos dağlarında yaşayan memeliler, iz, dışkı ve yuvalardan tür tayin yöntemleri

Uzm. Biyolog Bektaş Sönmez

Samandağ sahillerindeki deniz kaplumbağalarında izleme ve koruma çalışmaları

Uzm. Arkeolog Tülin Tümay

Antakya'da yaşam ve Antakya yemekleri

Bülent Gözcelioğlu-Necdet Uygur Doğu akdeniz sualtı biyoçeşitliliği

Doç. Dr. Ufuk Özdağ

Doğa eğitiminde edebiyat

 
DUYURULAR VE HABERLER